saatleri ayarlama enstitüsü

İnsanoğlu insanoğlunun cehennemidir. Bizi öldürecek belki yüzlerce hastalık, yüzlerce vaziyet vardır. Fakat başkasının yerini hiçbiri alamaz.

Ahmet Hamdi Tanpınar
11 kişi bunu beğendi.
Paylaş

çelişki

Çelişki seni öldürür. Çelişki işkencedir. Çelişki buz tutmuş bir göldür. Çelişki buz tutmuş gölün çatladığı andır. Çelişki, göldeki çatlağa saplanıp donmaya başlamandır. Çelişki, yardım istemek için ağzını açtığında ağzına dolan sudur.

Hakan Günday / Azil
11 kişi bunu beğendi.
Paylaş

anayurt oteli

Bir oteli yönetmekle bir kurumu, geniş bir işletmeyi, bir ülkeyi yönetmek aynı şeydi aslında. İnsan kendini, olanaklarını tanımaya, gerçek sorumluluğun ne olduğunu anlamaya başlayınca bocalıyordu, dayanamıyordu. Ülkeleri yönetenler iyi ki bilmiyorlardı bunu; yoksa bir otel yöneticisinin yapabileceğinden çok daha büyük hasarlar yaparlardı yeryüzünde.

Yusuf Atılgan
10 kişi bunu beğendi.
Paylaş

zevk üzerine

Zevk bir özgürlük-türküsüdür.
Ama özgürlük değildir.
Tutkularınızın tomurcuklanışıdır.
Ama meyve değildir.
O, kendine yükseklik arayan bir derinliktir.
Ama kendisi ne derinlik ne de yüksekliktir.
O, kafestekinin kanat takınışıdır.
Ama çevrelenmiş uzay değildir.
Evet, işin gerçeği, zevk bir özgürlük-türküsüdür.
Bütün yüreğinizle onu çağırmanızı dilerim de; türküyü çağırırken kendinizden geçmenizi isteyemem.

Halil Cibran / Ermiş
11 kişi bunu beğendi.
Paylaş

budala

Bu devir, sıradan insanın en parlak zamanı; duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir. Kimse bir şeyin üzerinde durup düşünmüyor. Kendisine bir ülkü edinen çok az. Umutlu birisi çıkıp iki ağaç dikse herkes gülüyor: “Yahu bu ağaç büyüyünceye kadar yaşayacak mısın sen?” Öte yanda iyilik isteyenler, insanlığın bin yıl sonraki geleceğini kendilerine dert ediniyorlar. İnsanları birbirine bağlayan ülkü tümden yitti, kayıplara karıştı. Herkes, yarın sabah çekip gidecekleri bir handaymış gibi yaşıyor. Herkes kendini düşünüyor. Kendisi kapabileceği kadar kapsın, geride kalanlar isterse açlıktan, soğuktan ölsün, vız geliyor.


Dostoyevski
11 kişi bunu beğendi.
Paylaş

içimizdeki şeytan

İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum:

Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum.

Hâlbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması… İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu… İçimizde şeytan yok… İçimizde aciz var… Tembellik var… İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var… Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesi üstündeki tesirlerde arıyoruz.

Sabahattin Ali
10 kişi bunu beğendi.
Paylaş

yabancı

Herkes bilir ki, hayat; yaşanmak zahmetine değmeyen bir şeydir. Aslında otuz ya da yetmiş yaşında ölmenin önemli olmadığını bilmez değildim; çünkü her iki halde de başka erkeklerle başka kadınlar yine yaşayacaklar ve bu, binlerce yıl devam edecektir. Sözün kısası bundan daha açık bir şey yoktu. Şimdi yahut yirmi yıl sonra olsun, ölecek olan hep bendim. O anda yapmakta olduğum muhakemede beni bir parça rahatsız eden şey, yirmi yıl daha yaşamak düşüncesiyle içimde duymakta olduğum o korkunç hamleydi. Fakat bu hamleyi yatıştırmak için de, nihayet o gün gelip çatınca düşüncelerimin neler olacağını tahayyül etmekten başka yapacak işim yoktu. İnsan madem ki ölecektir, bunun nasıl ve nerede olacağının önemi yoktur, apaçık bir şeydir bu.

Albert Camus
11 kişi bunu beğendi.
Paylaş

korkma ben varım

Dünya, uzaylıların akıl hastanesidir. Moron değilseniz böyle bir gezegende iyi olunamayacağını bilirsiniz. Çünkü boyun eğişin ürünü olan hiçbir iyilik, ahlaki değildir. Kurallara uymak, şahsiyetsizleşmeye varır. Uygarlık disiplini denen şey, insanın olgunlaşmasını engelleyen sistemdir. Ermişler gibi metropolden kaçıp tabiatla haşır neşir olmayı özendiren bir tek reklam göremezsiniz. Teknoloji aptalların kötülük yapmasını kolaylaştırmaya adanmıştır. Eğitim, iş, aile, sağlık, iletişim, politika, güvenlik, eğlence… Kısacası sistemin her ana unsuru, köleliğin şablonlarına uyarlanmış durumda.
Hakikatten umudumuz kesildi. Yalnızca bir sonraki yalanı merak etmek bizi ayakta tutuyor. İnsanlar birbirlerinin dertlerini kusur sayıyor. Hayat, insanın kaybetmekte olduğu bir oyuna dönüştü. Suç, ihlal, terör, delilik ve kaçışın sunduğundan başka bir özgürlük seçeneği yok.

Suç artık cezalardan oluşan işleyişe direnmektir.
İhlal artık gayri insani sınırların dışına çıkmaktır.
Delilik artık düşünmek, soru sormak ve en korkuncu itiraz etmektir.

Murat Menteş
9 kişi bunu beğendi.
Paylaş

milena’ya mektuplar

Sevgili bayan Milena, size Prag’tan sonra Meran’dan yazmıştım, karşılık vermediniz. Gönderdiğim o pusulacıklara karşılık beklemem yersiz, biliyorum. Yazmadığınıza bakılırsa iyi olmalısınız. Bizler çoğunlukla iyi olduğumuz zaman susarız.

Franz Kafka
10 kişi bunu beğendi.
Paylaş

küçük prens

“Her gün aynı saatte gelmelisin” dedi tilki. “Örneğin öğleden sonra saat dörtte gelirsen, ben saat üçte kendimi mutlu hissetmeye başlarım. Zaman ilerledikçe de daha mutlu olurum. Saat dörtte endişelenmeye ve üzülmeye başlarım. Mutluluğun bedelini öğrenirim.”

Antoine de Saint-Exupéry / Küçük Prens

8 kişi bunu beğendi.
Paylaş

Julia Boutros – Ala Ma Yabdou

11 kişi bunu beğendi.
Paylaş

malatyalı abdo için bir konuşma


Her şey akıp gider bir katı hüzün kalır
Her zaman geceleyin kalır o bazan gündüzün kalır.
Ben de bu dünyaya geldim geleli,
Ölmezsem, öldürmezsem
Kim benim farkıma varır?

Turgut Uyar
10 kişi bunu beğendi.
Paylaş

teklifsiz serseri

Babam isterdi ki: Dört yanı kiliseyle çevrili bir gölümüz olsun.
Annem isterdi ki: Dört yanı minareyle çevrili bir murabba yaşayalım.
Ben isterdim ki: Bütün bunları unutsunlar, tanrı da dahil.
Bana bir kardeş daha versinler!
Bana,
Yalnızız diyen bir şey daha versinler!

Küçük İskender


8 kişi bunu beğendi.
Paylaş

kendime ebola


Sevgili hayat, üzgün günler, ben ki sizi
dehşetle öperken…
Ah benim uçuklayan dudağım, ağzımın kamburu!
Konuş bari, kötü sözler söyle.

Sina Akyol
7 kişi bunu beğendi.
Paylaş

yuvarlağın köşeleri

Bir yuvarlağın benim bulabildiğim sayıda köşeleri vardır. Burada durup kalırsam “araştırıcı” derler bana.
Bir yuvarlağın benim bilmediğim sayıda köşeleri vardır. Bu bildiğimde direnip kalırsam “mutsuz” derler bana.

Özdemir Asaf
11 kişi bunu beğendi.
Paylaş

onca yoksulluk varken


Elinde kalan tek şey yaşamdı. İnsanlar hayata her şeyden daha çok önem verirler. Dünyadaki bütün öbür güzel şeyleri
düşündüğümüzde, bu bayağı garip bile gelebilir.

Romain Gary
(Emile Ajar)

9 kişi bunu beğendi.
Paylaş

hiçbir yer

Bir yer, âh bir yer olsun; öyle bir yer istiyorum ki orada hiçbir şey olmasın, hiçbir şey, hayatı, doğayı şekillendiren şeylerin hiçbiri olmasın; öyle bir yer ki benliğim, bu sonsuzluklar içinde sonsuz benliğim orada yerle bir olsun, bütün vücudumun kuvveti yok olsun, yokluk içinde olayım.
Hiçbir şey kalmasın; hiçbir şey, bu hayata, bu insanlığa, bu dünyaya, bütün varlıklara ait hiçbir şey kalmasın hiçbir şey… Hâtta sen, hele sen, sen ki sade varlığınla bütün kaçtığım şeyleri, her şeyi mutlaka getirmiş olursun, mutlaka…
Böyle bir yer olsun olmasın sadece düşünmekle o kadar derin bir ruh dinginliği, öyle bir vicdan huzuru hissediyorum ki bu yüce hayale bir gönüllü esir olacağım; sanki ruhum yokluk içinde şimdiden sarhoş ve rahat.

Mehmet Rauf

9 kişi bunu beğendi.
Paylaş

yaşama uğraşı

Bir şeye ya da kimseye sahip olabilmek için, ona bütün bütün boyun eğmemeli ya da kendimizden geçmemeliyiz; kısacası, ona olan üstünlüğümüzü korumalıyız. Ama ancak kendimizi bütün benliğimizle verdiğimiz şeylerin tadına varabileceğimiz de hayatın bir yasası. Tanrı sevgisini uyduranlar oldukça akıllıymışlar; aynı zamanda sahip olup tadına vardığımız başka bir şey yoktur çünkü.

Cesare Pavese
9 kişi bunu beğendi.
Paylaş

cümleler

Gece, gündüzün devamı değildir.

Tezer Özlü
8 kişi bunu beğendi.
Paylaş

Ofra Haza – Shecharchoret

11 kişi bunu beğendi.
Paylaş

hiçlik

Ertelemek yaşamın mayasını kaçırır. Sonraya ertelenen ne varsa ruhunu, kokusunu, tazeliğini, öz suyunu yitirir. Söylenmeyen sözler de zaman aşımına uğrar.

Ferhan Şaylıman
10 kişi bunu beğendi.
Paylaş

huzursuzluğun kitabı

Yaşamak bir başkası olmaktır. Ve insan bugün, dün hissettiği gibi hissediyorsa, hissetmek olanaksızdır. Dün hissedileni bugün de hissetmek, hissetmek değil, dün hissedilmiş olanı bugün de anımsamaktır yalnızca. Artık yok olmuş olan dünkü hayatın canlı cesedi olmaktır.

Fernando Pessoa
15 kişi bunu beğendi.
Paylaş

duvar

Sizi sürükleyen dalgadır. Yaşam bu; ne yargılanabilir, ne anlaşılabilir. Bırakın gitsin demekten başka yapacak bir şey yok.

Jean Paul Sartre
13 kişi bunu beğendi.
Paylaş

kürk mantolu madonna

Hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hala kabul edemiyor musunuz? Bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. İnsanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar; ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar. Halbuki mümkün olanla kanaat etseler, hayallerindekini hakikat zannetmekten vazgeçseler bu böyle olmaz. Herkes tabi olanı kabul eder, ortada ne hayal sükutu, ne inkisar kalır; bu halimizle hepimiz acınmaya layığız; ama kendi kendimize acımalıyız. Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğunu zannetmektir ki, ne kendimizi bu kadar büyük, ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur.

Sabahattin Ali
15 kişi bunu beğendi.
Paylaş

yaşama uğraşı

Bir başkasını gerçekten seven insan bu ilişkinin neden “ömür boyunca” sürmesini istemekte direnir? Çünkü yaşamak acı çekmek, aşkın tadını tatmak ise duygusuzlaşmak demektir; bir ameliyatın ortasında kim ayılmak ister?
İnsanın sadece yaşayarak ve hayatını en iyi şekilde sürdürmeye çalışarak işlediği gizli, karanlık ve korkunç suçlarla karşılaştırıldığında, kanunların yasakladığı suçlar sıradan, önemsiz şeyler olarak görünür.
Yalnızlık acı çekmektir; sevişmek acı çekmek, malını mülkünü çoğaltmak ya da yığınlara karışmak acı çekmek; bütün bunlara son verir ölüm.

Cesare Pavese
13 kişi bunu beğendi.
Paylaş

Mehmet Atlı – Bê Zeman, Bê Ziman

9 kişi bunu beğendi.
Paylaş

*

Korkulmak sevilmekten iyidir. Sevgiyi ayakta tutan şey, şükran hissidir. Ancak insanlar fazlasıyla bencil olduklarından, kendi işlerine geldiği noktada bu şükran hissini bir kenara bırakıp çekip gidebilirler. Oysa korkuyu ayakta tutan, cezalandırılma olasılığıdır ki bu olasılık her zaman daha etkilidir.

Niccolò Machiavelli
9 kişi bunu beğendi.
Paylaş

ben

Saplantıların acıları, burada da sürüyor. Uyandığım an başlayan, uykunun derinliklerinde ancak azalan acı. Arkadaşlarıma belli etmemeye çalışıyorum. Onlar şakacı, özgür “beni” arıyor. Bulamıyor. Onların dünyasında iniş çıkışlar bu denli büyük değil. Onların dünyasında coşku delilik derecesine varmıyor. Onların dünyasında bunalım ölüm korkusuna, belki de ölüm isteğine dönüşmüyor. Onlar yemek yemeyi her zaman seviyor. Düzenli yemek yiyorlar. Duygusal coşkular yemek gibi beslemiyor onları. Onlar işlerine inanmış. Onlar “başkaldırmayı” savunurken, belli bir düzenin akışındaki yerlerini korumaya çalışıyorlar. Onlar dolmuşa biner gibi evlenip, iner gibi boşanmıyor.

Tezer Özlü
9 kişi bunu beğendi.
Paylaş

Bajar – Ogit

7 kişi bunu beğendi.
Paylaş

kürk mantolu madonna

Unutup gittiğimi zannettiğim bu hatıraların, bundan sonra beni hiç bırakmayacaklarını biliyorum… Hangi hain tesadüf dün onları yolumun üstüne çıkardı ve beni, senelerden beri dalmış olduğum derin uykudan, artık yavaş yavaş alıştığım hissiz uyuşukluktan ayırdı. Deli olacağım, yahut öleceğim dersem yalan söylemiş olurum. İnsan tahammül edemeyeceğini zannettiği şeylere pek çabuk alışıyor ve katlanıyor. Ben de yaşayacağım… Ama nasıl yaşayacağım!… Bundan sonraki hayatım nasıl dayanılmaz bir işkence olacak!… Ama ben dayanacağım… Şimdiye kadar olduğu gibi…

Sabahattin Ali
12 kişi bunu beğendi.
Paylaş

oyalanma

Sırf doğru yolu yitirmenin zevkini yaşayabilmek için, bile isteye oyalanıyordum.

Hasan Ali Toptaş


8 kişi bunu beğendi.
Paylaş

Dhafer Youssef – Yabay

10 kişi bunu beğendi.
Paylaş

varolmanın dayanılmaz hafifliği

Bir kadınla sevişmek ve bir kadınla uyumak iki ayrı tutkudur, sadece farklı değil aynı zamanda da zıt tutkular. Aşk; çiftleşme arzusunda (sonsuz sayıda kadına kadar uzanabilecek bir tutku) duyurmaz kendini, uykuyu paylaşma arzusunda duyurur (tek bir kadınla sınırlı olan bir arzu).

Milan Kundera
15 kişi bunu beğendi.
Paylaş

hac

“Canımızı yakmanın bir sürü yolunu bulmuşuz”, dedi. “Ama en çok sevgi yoluyla yakıyoruz canımızı. Bazen bizi sevmeyen biri yüzünden, bazen bizi terk eden biri yüzünden, bazen de bizi bir türlü bırakmayan biri yüzünden hep acı çekiyoruz. Yalnızsak, kimse bizi istemediği için yalnızız; evliysek, evliliği köleliğe dönüştürüyoruz. Ne kadar korkunç!”

Paulo Coelho
14 kişi bunu beğendi.
Paylaş

satranç

Suskunluğun siyah okyanusundaki cam fanuslu bir dalgıç gibi yaşıyordu insan, kendisini dış dünyaya bağlayan halatın kopmuş olduğunu ve o sessiz derinlikten hiçbir zaman yukarı çekilmeyeceğini ayrımsayan bir dalgıç gibi hatta. Yapacak, duyacak, görecek hiçbir şey yoktu, her yerde ve sürekli hiçlikle çevriliydi insan, boyuttan ve zamandan tümüyle yoksun boşlukla. Bir aşağı bir yukarı yürürdü insan, düşünceleri de onunla birlikte bir aşağı bir yukarı, bir aşağı bir yukarı yürüyüp dururdu. Ama ne kadar soyut görünürlerse görünsünler, düşünceler de bir dayanak noktasına gereksinim duyarlar, yoksa kendi çevrelerinde anlamsızca dönmeye başlarlar; onlar da hiçliğe katlanamaz. İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır. Yalnız. Yalnız.

Stefan Zweig
9 kişi bunu beğendi.
Paylaş

poema 20


Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Şöyle diyebilirim: gece yıldızla dolu
Ve yıldızlar, masmavi titreşiyor uzakta
Şakıyarak dönüyor gökte gece rüzgarı
Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Sevdim ben onu, o da beni sevdi bir ara
Kollarıma aldım bu gece gibi kaç gece
Kaç defa öptüm onu sonsuz göğün altında
Sevdi beni o ben de bir ara onu sevdim
O durgun, iri gözler sevilmez miydi ama

Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim
Yokluğunu düşünüp, yitmesine yanmakla
Duyup geceyi, onsuz daha engin geceyi
Ota düşen çiy gibi, düşmekle şiir cana
Ne  gelir elden, sevgim onu tutamadıysa
Gece yıldız içinde, o yoldaş değil bana
Hepsi bu. Uzaklarda şarkı söylüyor biri
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca
Gözlerim arar onu, yaklaştırmak ister gibi
Yüreğim arar onu, o yoldaş değil bana

Artık sevmiyorum ya nasıl, nasıl sevmiştim
Sesim arar rüzgarı ulaşmak için ona
Ellere yar olur, öpmemden önceki gibi
O ses, ışıl ışıl ten ve sonsuz bakışlarla
Artık sevmiyorum ya severim belki yine
Ne uzundur unutuş ah ne kısadır sevda
Böyle gecelerde kollarıma aldım çünkü
Yüreğim dayanmıyor yitmesine kolayca

Belki bana verdiği son acıdır bu acı
Belki son şiirdir bu yazdığım şiir ona.

Pablo Neruda / Çeviri: Sait Maden
9 kişi bunu beğendi.
Paylaş

Grup Yorum – Dağlar Koynunda

12 kişi bunu beğendi.
Paylaş

azil

Önemli olan, tanrı’nın bir enstrüman yaratmış olmasıdır. İnsan denen bir enstrüman. Ancak yarattığı müzik enstrümanını çalamayan bir usta gibi, tanrı da insandan doğru sesi çıkaramamıştır. Bu yüzden, tanrı hariç bütün güçler insanı çalmış ve özellikle de şeytan en güzel melodilerini onunla bestelemiştir.

Hakan Günday
11 kişi bunu beğendi.
Paylaş

Joe Zeytoonian – Myriam Eli / Bir İhtimal Daha Var

12 kişi bunu beğendi.
Paylaş

kaçış

İnsan; bir ülkeden ne kadar büyük bir kararlılıkla kaçarsa kaçsın, yanına bir el çantası almadan edemez.

Salman Rushdie

16 kişi bunu beğendi.
Paylaş
←Eski