içimizdeki şeytan

    Sana kızgın değilim. Sana kızmayacak kadar seni iyi tanıyorum. Sonra seni seviyorum. Neden sevdiğimi bilmeden seviyorum. Bu sevgiyi her gittiğim yere beraber götüreceğim.

    Sabahattin Ali

    5 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    mavi gök orda mı?

    Aklımdan çıkmıyorsun dedim,
    başka türlüsünü yorgunum anlatmaya.

    Cahit Zarifoğlu

    7 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    nilüfer

    
    
    Ben oraya koymuştum, almışlar,
    Arasına sıkışık saatlerin.
    Çıkarır bakardım kimseler yokken;
    Beni bana gösterecek aynamdı, almışlar.
    
    Kışken ilkyaz, sularımda açardı;
    Buzlu dağlar gerisine kaçıracak ne vardı?
    Eski defterlerde sararırmış yaprak.
    Beni bana gösterecek anlamdı, almışlar.
    
    Bir ışıktı yanardı gecelerde;
    Akşam, çiçekler uykuya yattı,
    Sardı karşı kıyıları karanlık-
    Beni bana gösterecek lambamdı, almışlar.
    

    Behçet Necatigil

    10 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    ba

    Cümle âlem gizlidir bir elifte
    Ba dedirtmen bana sonra azarım”

    Yunus Emre
    18 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    taş parçaları

    Ben seni hep sevgilim ben seni hep
    Yüzünden geçen dalgalardan okudum.
    Ellerine sevgi okudum gözlerine şefkat okudum
    Annen seni inkar etmişti
    Aldım etime dokudum.

    Dünya ne ki sevgilim,
    Benim sana yaptığım kubbe yanında?
    Düşsün, olsun, bırak,
    İçinde yıldızlar patlıyor.
    Kolaydır inanmak kadar inanmamak da.
    İster sal kendini dünyaya, ister kal yanımda.
    Her şeyden öte öyle sevdim ki ben seni,
    Yoluna baş koymak diyoruz
    Biz barbarlar buna.

    Aşk iki kişi arasında asla eşitlenmeyendir.
    Ben bir divan şairi değilim ki sevgilim,
    Sana bercesteler düzeyim.
    Yine de giderayak, gözlerine, ellerine, ayaklarına
    Tutulmuşluğumu herkes bilsin isterim.

    Birhan Keskin

    14 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    yırtık ayakkabılar

    Bana İstanbul’da Anadolu’dan epeyce insan gelir. Gazeteye gelir, elinde bir tane kağıt böyle ürkerek çıkarır ürkerek uzatır:
    “abi şuna bir baksana bu ne yazıyor?”  Açarım, define mi arıyorsun dayı derim. “hee”
    Bulmuş bir kağıt bulmuş, Ermenice harfler var içinde. Gidecek Anadolu’da define arayacak…
    Var! doğrudur çok define var burada, onu da iyi biliyorum ama
    asıl define toprağın üstündekiydi.
    asıl define onlardı, insanlardı.

    Hrant Dink / Trabzon 2000
    17 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    nar

    Sığındığımız konuşmalar kesecek mi ağrıyı? Ağacın güzelliğindeki mânâ sönmeyecek. Köklerinde sürecek mi aşk? Ah benim hayal kardeşim, Bizim bu aşktan alacağımız var. Dinsin ayrı odalarda çektiğimiz ağrı. Yaz geçip gitsin ve olgunlaşsın nar.

    Birhan Keskin / Nar
    19 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    kibir

    ”Soluğundan kibri çıkar” dedi Aleksi Pavloviç.

    ”Hatırla, oyuncak balonu bile uçuramadı nefesin.”

    Bahadır Cüneyt Yalçın

    17 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    dikta

    Kimse devrimi korumak için diktatörlük kurmaz; diktatörlük kurmak için devrim yapar.

    George Orwell / Bin Dokuz Yüz Seksen Dört

    17 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    1984

    İnsan insana nasıl hükmeder Winston? Winston, biraz düşünüp, “Acı çektirerek,” dedi. “Tamam işte. Acı çektirerek. Boyun eğmek yetmez. Acı çekmiyorsa, kendi iradesine değil de senin iradene boyun eğdiğinden nasıl emin olacaksın? Hükmetmek, acı çektirmekle ve aşağılamakla olur. Hükmetmek, insanların zihinlerini darmadağın etmek, sonra da dilediğin gibi yeniden biçimlendirerek bir araya getirmekle olur. Nasıl bir dünya yaratmakta olduğumuzu anlamaya başladın mı şimdi?

    George Orwell

    17 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    sabır

    İnsanın belli başlı iki günahı var, öbürleri bunlardan çıkar: Sabırsızlık ve kayıtsızlık. Sabırsızlıktan Cennet’ten kovuldular, kayıtsızlıktan geri dönmüyorlar.

    Franz Kafka
    15 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    milliyetçilik

    Milliyetçilik her şeyi mahvediyor. Tek bir vatanın her şeyin üstünde olması ne kötü! Vatanlarımızın aptallıklarının içine sürükleniyoruz. Dürüst ve iyi niyetli olmak neye yarar; eğer tepedeki bir avuç insan böyle olmak istemezse. Boğa kırmızı bez parçasına baktığında ne görüyorsa onlar da başka bir bayrağa baktıklarında aynısını görüyorlar. Bu vatanperverlikten sıyrılmalıyız. Vatanların canı cehenneme!

    Stefan Zweig

    11 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    acı

    Gergefinin o küçük alanında acısa da canı, açacak gül adına. Kanaviçe işleyen sever parmağındaki kanı.

    Metin Altıok

    11 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    üzüntü

    Çünkü üzüntü, sevinçten daha bulaşıcıdır.

    Filibeli Ahmed Hilmi / A'mak-ı Hayal
    14 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    *

    Ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım. Hakiki hayatım benim için can sıkıcı bir rüyadan başka bir şey değildir.

    
    
    Sabahattin Ali / Kürk Mantolu Madonna
    16 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    *

    Kahramanlık ve azizlik bana göre değil galiba. Beni ilgilendiren adam olmak.

    Albert Camus

    12 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    *

    Ama gerçek şu ki: en az gerçek olana, insanlar en fazla önemi verir.

    Jed Rubenfeld
    
    

    11 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    hedef

    İnsan yaratmayı, yol açmayı sevdiği su götürmez bir gerçektir. Ama, sorarım size, neden bir yandan da yıkmaya, her şeyi darmadağın etmeye bayılır? Yanıtlar mısınız bu sorumu? Bu konuda birkaç sözüm daha var. Sakın insanoğlu hedefe ulaşmaktan, kurmakta olduğu yapıyı bitirmekten içgüdüsel bir ürküntü duyduğu için yıkmayı, bozup dağıtmayı seviyor olmasın?  (Bu işi yaparken öyle bir tat alır ki, değme gitsin!) İnsanın yapılan bir yeri yakında değil de, uzakta sevdiğini, onun içinde oturmayı değil yalnızca kurmayı, sonunda da karıncalar, koyunlar gibi evcil hayvanlara bırakmayı düşündüğünü yadsıyabilir miyiz? Karıncalara gelince, onların ev yapma düşünceleri bambaşkadır. Karınca yuvası denilen, yıkılmak bilmez, şaşılası yapıtları vardır.


    Saygıdeğer karıncalar yapı işine karınca yuvasıyla başlayıp hala da öyle sürdürmekle olumlu, sebatlı davranış adına büyük bir onur kazanmışlardır. Gelgeç gönüllü, tutarsız bir yaratık olan insanoğlu ise, belki de satranç oyuncuları gibi hedefi değil, hedefe giden yolu sever. Kim bilir, belki (doğruluğuna bel bağlayamayız kuşkusuz) insanın yöneldiği tek hedef, hedefini elde etmek için harcadığı sürekli çabadır, başka bir deyişle yaşamın kendisidir. Oysa hedef iki kere iki dörtten, bir formülden başka bir şey olamaz;  iki kere iki dört ise yaşam değildir, beyler ancak ölümün başlangıcıdır… İnsanoğlu amacına doğru ilerlemeyi sever, fakat amacını elde etmeyi değil… İki kere iki dört çekilmez bir şey. İki kere iki dört, bana sorarsanız, bir küstahlıktır. İki kere iki dört, ellerini böğrüne dayayarak yolumuzu kesen, sağa sola tükürük atan bir külhanbeyinin ta kendisidir. İki kere iki dördün yetkinliğine inanırım, ama en çok övülmeye değer bir şey varsa, o da iki kere ikinin beş etmesidir.

    
    
    Dostoyevski / Yeraltından Notlar
    17 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    yabancı

    Tutukluluğumun başlarında bana ağır gelen şey, özgür bir insan gibi düşünmemdi. Örneğin, içimden kumsalda olmak, denize doğru yürümek geliyordu. İlk dalgaların sesini tabanlarımın altında duymayı, bedenimin suya girişini ve bundaki ferahlığı hayal edince, hücre duvarlarının birbirine çok yakın olduğunu hissediyordum. Ancak bu birkaç ay sürdü. Sonraları, sadece hükümlüler gibi düşünür oldum. Artık avluda yaptığım günlük gezintiyi ya da avukatımın gelmesini beklemeye başladım. Vaktimin geri kalan kısmını oldukça iyi idare ediyordum. O zaman sık sık düşünüyor ve içimden: Beni kuru bir ağaç kavuğunda yaşamaya zorlasalardı da gökyüzüne bakmaktan başka işim olmasaydı, yavaş yavaş buna da alışır giderdim, diyordum.

    Albert Camus
    14 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    milena’ya mektuplar

    Yanımda yürüyordun Milena. Düşünsene yanımda yürümüştün.

    Franz Kafka

    13 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    kinyas ve kayra

    Kayra bir gün bana: “Mutsuzluğuna hiç bir çare aramıyorsun.” demişti. “Ve en büyük acının kendininkinin olduğunu düşünüyorsun. Dünyadan haberdar olmayan bütün gerizekalılar gibi. Ölmesine çeyrek kalmış, herkesi yaşadığına pişman etmeye çalışan, sağlıklı oldukları için suçluluk duymalarını isteyen hastalıklı, yaşlı bir kadın gibisin.”

    Hakan Günday

    8 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    değirmen

    Vicdan azabı dedikleri şey ancak bir hafta sürer. Ondan sonra en aşağılık katil bile yaptığı iş için kafi mazeretler tedarik etmiştir.

    Sabahattin Ali
    11 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    yabancı

    Topluma olan bir borçtan söz ediliyordu. Onlara göre bunu ödemek gerekti. Ama bu insana bir şey düşündürmüyor. Asıl önemli olan şey, bir kaçma olanağı, amansız törenin dışına sıçrayış, alabildiğine umut olanakları veren çılgınca bir koşuştu. Tabi umut bir yolun dönemecinde, var hızla koşarken birden yetişen kurşunla serilivermekti. Ama işin aslına bakılırsa, her şey bana bu türlü bir lüksü yasak ediyordu. Makine beni kıskıvrak içine alıyordu.

    Albert Camus

    7 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    saatleri ayarlama enstitüsü

    İnsanoğlu insanoğlunun cehennemidir. Bizi öldürecek belki yüzlerce hastalık, yüzlerce vaziyet vardır. Fakat başkasının yerini hiçbiri alamaz.

    Ahmet Hamdi Tanpınar
    23 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    çelişki

    Çelişki seni öldürür. Çelişki işkencedir. Çelişki buz tutmuş bir göldür. Çelişki buz tutmuş gölün çatladığı andır. Çelişki, göldeki çatlağa saplanıp donmaya başlamandır. Çelişki, yardım istemek için ağzını açtığında ağzına dolan sudur.

    Hakan Günday / Azil
    14 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    anayurt oteli

    Bir oteli yönetmekle bir kurumu, geniş bir işletmeyi, bir ülkeyi yönetmek aynı şeydi aslında. İnsan kendini, olanaklarını tanımaya, gerçek sorumluluğun ne olduğunu anlamaya başlayınca bocalıyordu, dayanamıyordu. Ülkeleri yönetenler iyi ki bilmiyorlardı bunu; yoksa bir otel yöneticisinin yapabileceğinden çok daha büyük hasarlar yaparlardı yeryüzünde.

    Yusuf Atılgan
    13 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    zevk üzerine

    Zevk bir özgürlük-türküsüdür.
    Ama özgürlük değildir.
    Tutkularınızın tomurcuklanışıdır.
    Ama meyve değildir.
    O, kendine yükseklik arayan bir derinliktir.
    Ama kendisi ne derinlik ne de yüksekliktir.
    O, kafestekinin kanat takınışıdır.
    Ama çevrelenmiş uzay değildir.
    Evet, işin gerçeği, zevk bir özgürlük-türküsüdür.
    Bütün yüreğinizle onu çağırmanızı dilerim de; türküyü çağırırken kendinizden geçmenizi isteyemem.

    Halil Cibran / Ermiş
    15 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    budala

    Bu devir, sıradan insanın en parlak zamanı; duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir. Kimse bir şeyin üzerinde durup düşünmüyor. Kendisine bir ülkü edinen çok az. Umutlu birisi çıkıp iki ağaç dikse herkes gülüyor: “Yahu bu ağaç büyüyünceye kadar yaşayacak mısın sen?” Öte yanda iyilik isteyenler, insanlığın bin yıl sonraki geleceğini kendilerine dert ediniyorlar. İnsanları birbirine bağlayan ülkü tümden yitti, kayıplara karıştı. Herkes, yarın sabah çekip gidecekleri bir handaymış gibi yaşıyor. Herkes kendini düşünüyor. Kendisi kapabileceği kadar kapsın, geride kalanlar isterse açlıktan, soğuktan ölsün, vız geliyor.

    
    
    Dostoyevski
    13 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    içimizdeki şeytan

    İsteyip istemediğimi doğru dürüst bilmediğim, fakat neticesi aleyhime çıkarsa istemediğimi iddia ettiğim bu nevi söz ve fiillerimin daimi bir mesulünü bulmuştum:

    Buna içimdeki şeytan diyordum, müdafaasını üzerime almaktan korktuğum bütün hareketlerimi ona yüklüyor ve kendi suratıma tüküreceğim yerde, haksızlığa, tesadüfün cilvesine uğramış bir mazlum gibi nefsimi şefkat ve ihtimama layık görüyordum.

    Hâlbuki ne şeytanı azizim, ne şeytanı? Bu bizim gururumuzun, salaklığımızın uydurması… İçimizdeki şeytan pek de kurnazca olmayan bir kaçamak yolu… İçimizde şeytan yok… İçimizde aciz var… Tembellik var… İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var… Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayatta dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesi üstündeki tesirlerde arıyoruz.

    Sabahattin Ali
    11 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    yabancı

    Herkes bilir ki, hayat; yaşanmak zahmetine değmeyen bir şeydir. Aslında otuz ya da yetmiş yaşında ölmenin önemli olmadığını bilmez değildim; çünkü her iki halde de başka erkeklerle başka kadınlar yine yaşayacaklar ve bu, binlerce yıl devam edecektir. Sözün kısası bundan daha açık bir şey yoktu. Şimdi yahut yirmi yıl sonra olsun, ölecek olan hep bendim. O anda yapmakta olduğum muhakemede beni bir parça rahatsız eden şey, yirmi yıl daha yaşamak düşüncesiyle içimde duymakta olduğum o korkunç hamleydi. Fakat bu hamleyi yatıştırmak için de, nihayet o gün gelip çatınca düşüncelerimin neler olacağını tahayyül etmekten başka yapacak işim yoktu. İnsan madem ki ölecektir, bunun nasıl ve nerede olacağının önemi yoktur, apaçık bir şeydir bu.

    Albert Camus

    13 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    korkma ben varım

    Dünya, uzaylıların akıl hastanesidir. Moron değilseniz böyle bir gezegende iyi olunamayacağını bilirsiniz. Çünkü boyun eğişin ürünü olan hiçbir iyilik, ahlaki değildir. Kurallara uymak, şahsiyetsizleşmeye varır. Uygarlık disiplini denen şey, insanın olgunlaşmasını engelleyen sistemdir. Ermişler gibi metropolden kaçıp tabiatla haşır neşir olmayı özendiren bir tek reklam göremezsiniz. Teknoloji aptalların kötülük yapmasını kolaylaştırmaya adanmıştır. Eğitim, iş, aile, sağlık, iletişim, politika, güvenlik, eğlence… Kısacası sistemin her ana unsuru, köleliğin şablonlarına uyarlanmış durumda.
    Hakikatten umudumuz kesildi. Yalnızca bir sonraki yalanı merak etmek bizi ayakta tutuyor. İnsanlar birbirlerinin dertlerini kusur sayıyor. Hayat, insanın kaybetmekte olduğu bir oyuna dönüştü. Suç, ihlal, terör, delilik ve kaçışın sunduğundan başka bir özgürlük seçeneği yok.

    Suç artık cezalardan oluşan işleyişe direnmektir.
    İhlal artık gayri insani sınırların dışına çıkmaktır.
    Delilik artık düşünmek, soru sormak ve en korkuncu itiraz etmektir.

    Murat Menteş
    10 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    milena’ya mektuplar

    Sevgili bayan Milena, size Prag’tan sonra Meran’dan yazmıştım, karşılık vermediniz. Gönderdiğim o pusulacıklara karşılık beklemem yersiz, biliyorum. Yazmadığınıza bakılırsa iyi olmalısınız. Bizler çoğunlukla iyi olduğumuz zaman susarız.

    Franz Kafka
    11 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    küçük prens

    “Her gün aynı saatte gelmelisin” dedi tilki. “Örneğin öğleden sonra saat dörtte gelirsen, ben saat üçte kendimi mutlu hissetmeye başlarım. Zaman ilerledikçe de daha mutlu olurum. Saat dörtte endişelenmeye ve üzülmeye başlarım. Mutluluğun bedelini öğrenirim.”

    Antoine de Saint-Exupéry / Küçük Prens

    11 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    malatyalı abdo için bir konuşma


    Her şey akıp gider bir katı hüzün kalır
    Her zaman geceleyin kalır o bazan gündüzün kalır.
    Ben de bu dünyaya geldim geleli,
    Ölmezsem, öldürmezsem
    Kim benim farkıma varır?

    Turgut Uyar
    11 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    teklifsiz serseri

    Babam isterdi ki: Dört yanı kiliseyle çevrili bir gölümüz olsun.
    Annem isterdi ki: Dört yanı minareyle çevrili bir murabba yaşayalım.
    Ben isterdim ki: Bütün bunları unutsunlar, tanrı da dahil.
    Bana bir kardeş daha versinler!
    Bana,
    Yalnızız diyen bir şey daha versinler!

    Küçük İskender
    
    
    
    

    9 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    kendime ebola


    Sevgili hayat, üzgün günler, ben ki sizi
    dehşetle öperken…
    Ah benim uçuklayan dudağım, ağzımın kamburu!
    Konuş bari, kötü sözler söyle.

    Sina Akyol
    8 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    yuvarlağın köşeleri

    Bir yuvarlağın benim bulabildiğim sayıda köşeleri vardır. Burada durup kalırsam “araştırıcı” derler bana.
    Bir yuvarlağın benim bilmediğim sayıda köşeleri vardır. Bu bildiğimde direnip kalırsam “mutsuz” derler bana.

    Özdemir Asaf

    12 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    onca yoksulluk varken


    Elinde kalan tek şey yaşamdı. İnsanlar hayata her şeyden daha çok önem verirler. Dünyadaki bütün öbür güzel şeyleri
    düşündüğümüzde, bu bayağı garip bile gelebilir.

    Romain Gary
    (Emile Ajar)

    10 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    hiçbir yer

    Bir yer, âh bir yer olsun; öyle bir yer istiyorum ki orada hiçbir şey olmasın, hiçbir şey, hayatı, doğayı şekillendiren şeylerin hiçbiri olmasın; öyle bir yer ki benliğim, bu sonsuzluklar içinde sonsuz benliğim orada yerle bir olsun, bütün vücudumun kuvveti yok olsun, yokluk içinde olayım.
    Hiçbir şey kalmasın; hiçbir şey, bu hayata, bu insanlığa, bu dünyaya, bütün varlıklara ait hiçbir şey kalmasın hiçbir şey… Hâtta sen, hele sen, sen ki sade varlığınla bütün kaçtığım şeyleri, her şeyi mutlaka getirmiş olursun, mutlaka…
    Böyle bir yer olsun olmasın sadece düşünmekle o kadar derin bir ruh dinginliği, öyle bir vicdan huzuru hissediyorum ki bu yüce hayale bir gönüllü esir olacağım; sanki ruhum yokluk içinde şimdiden sarhoş ve rahat.

    Mehmet Rauf

    10 kişi bunu beğendi.
    Paylaş

    yaşama uğraşı

    Bir şeye ya da kimseye sahip olabilmek için, ona bütün bütün boyun eğmemeli ya da kendimizden geçmemeliyiz; kısacası, ona olan üstünlüğümüzü korumalıyız. Ama ancak kendimizi bütün benliğimizle verdiğimiz şeylerin tadına varabileceğimiz de hayatın bir yasası. Tanrı sevgisini uyduranlar oldukça akıllıymışlar; aynı zamanda sahip olup tadına vardığımız başka bir şey yoktur çünkü.

    Cesare Pavese
    10 kişi bunu beğendi.
    Paylaş
←Eski