Bir başkasını gerçekten seven insan bu ilişkinin neden “ömür boyunca” sürmesini istemekte direnir? Çünkü yaşamak acı çekmek, aşkın tadını tatmak ise duygusuzlaşmak demektir; bir ameliyatın ortasında kim ayılmak ister?
İnsanın sadece yaşayarak ve hayatını en iyi şekilde sürdürmeye çalışarak işlediği gizli, karanlık ve korkunç suçlarla karşılaştırıldığında, kanunların yasakladığı suçlar sıradan, önemsiz şeyler olarak görünür.
Yalnızlık acı çekmektir; sevişmek acı çekmek, malını mülkünü çoğaltmak ya da yığınlara karışmak acı çekmek; bütün bunlara son verir ölüm.

Cesare Pavese

Tutukluluğumun başlarında bana ağır gelen şey, özgür bir insan gibi düşünmemdi. Örneğin, içimden kumsalda olmak, denize doğru yürümek geliyordu. İlk dalgaların sesini tabanlarımın altında duymayı, bedenimin suya girişini ve bundaki ferahlığı hayal edince, hücre duvarlarının birbirine çok yakın olduğunu hissediyordum. Ancak bu birkaç ay sürdü. Sonraları, sadece hükümlüler gibi düşünür oldum. Artık avluda yaptığım günlük gezintiyi ya da avukatımın gelmesini beklemeye başladım. Vaktimin geri kalan kısmını oldukça iyi idare ediyordum. O zaman sık sık düşünüyor ve içimden: Beni kuru bir ağaç kavuğunda yaşamaya zorlasalardı da gökyüzüne bakmaktan başka işim olmasaydı, yavaş yavaş buna da alışır giderdim, diyordum.

Albert Camus

 

sevgilim
ecza dolabının raflarında bekle beni
bir tüp diş macunu, bir şişe siyanür
ve zambak kokulu sabunlar
sevgilim
büyük millet meclisi’nde bekle beni
kürsüdeki yerimi ısıt
güzel konuşma dersi vereceğim hiç ağzımı açmadan
sevgilim
iki bilinmeyenli bir denklemde bekle beni
matematik tanrısının sonsuzluk evi
ve akıl hastanesinin sisli bahçesi
sevgilim
bir kedi pençesinde bekle beni
yüreğinde deltalı tırmık izleri
ve karikatür saraylar
sevgilim
polis otolarının fırıl mavi ışığında bekle beni
sakallı kaldırımlar, guguklu saat suçları
ve tarçın kokulu şizofren
sevgilim
Çocuk Kalmışlar Derneği’nde bekle beni
‘hepsi pekiyi’ süt dişlerin, korsan gemilerin
ve altını ıslatmış bez bebeğin
sevgilim
bu şiirin çıkışında bekle beni
saat kulemizi geçenlerde yıktılar

Akgün Akova

Bir yer, âh bir yer olsun; öyle bir yer istiyorum ki orada hiçbir şey olmasın, hiçbir şey, hayatı, doğayı şekillendiren şeylerin hiçbiri olmasın; öyle bir yer ki benliğim, bu sonsuzluklar içinde sonsuz benliğim orada yerle bir olsun, bütün vücudumun kuvveti yok olsun, yokluk içinde olayım.
Hiçbir şey kalmasın; hiçbir şey, bu hayata, bu insanlığa, bu dünyaya, bütün varlıklara ait hiçbir şey kalmasın hiçbir şey… Hâtta sen, hele sen, sen ki sade varlığınla bütün kaçtığım şeyleri, her şeyi mutlaka getirmiş olursun, mutlaka…
Böyle bir yer olsun olmasın sadece düşünmekle o kadar derin bir ruh dinginliği, öyle bir vicdan huzuru hissediyorum ki bu yüce hayale bir gönüllü esir olacağım; sanki ruhum yokluk içinde şimdiden sarhoş ve rahat.

Mehmet Rauf

Bir şeye ya da kimseye sahip olabilmek için, ona bütün bütün boyun eğmemeli ya da kendimizden geçmemeliyiz; kısacası, ona olan üstünlüğümüzü korumalıyız. Ama ancak kendimizi bütün benliğimizle verdiğimiz şeylerin tadına varabileceğimiz de hayatın bir yasası. Tanrı sevgisini uyduranlar oldukça akıllıymışlar; aynı zamanda sahip olup tadına vardığımız başka bir şey yoktur çünkü.

Cesare Pavese

Korkulmak sevilmekten iyidir. Sevgiyi ayakta tutan şey, şükran hissidir. Ancak insanlar fazlasıyla bencil olduklarından, kendi işlerine geldiği noktada bu şükran hissini bir kenara bırakıp çekip gidebilirler. Oysa korkuyu ayakta tutan, cezalandırılma olasılığıdır ki bu olasılık her zaman daha etkilidir.

Niccolò Machiavelli