* Erkeklerden ziyade kadınlarla konuşmaktan hoşlanırım. Onlar da daima, daha çok anlayış değilse de, daha çok seziş gördüm de onun için. Erkeklerin güldükleri, ciddiye almadıkları birçok sözleri kadınlar ehemmiyet vererek, yahut ehemmiyet veriyor gözükerek dinlemesini bilirler. Kadınlar kendi aralarında erkekler gibi kaba saba konuşurlar mı bilmiyorum, herhalde erkeklerin yanında kötü, açık sözler kullanmaktan çekinirler. Halbuki erkeklerin çoğu en pis şeylerden en iğrenilecek kelimelerle bahsetmeği bir meziyet sayarlar. Sonra da gülerler; terbiyesizlik etmek bir marifetmiş, bir zeka eseri imiş gibi… Erkek aklı ile, zekası ile övünür; bunun için de, yeri olsun olmasın, daima aklını, zekasını isbat etmek sevdasındadır. Ama aklı, zekayı nerelerde aramaz ki.(sf16)

* Kedi için hayındır derler. yemek yerken gözlerini kapaması da, kendine edilen iyiliği bilmemek içinmiş. Hiç hazzetmem öyle sözlerden. İnsanoğlunun kendini gözünde ne kadar büyüttüğünü, kediye bir lokma yemek vermesini de büyük bir iyilik sayıp karşılık beklediğini gösterir. Biraz da karşılık beklemeden bir iş görmeye, ettiğiniz iyiliği iyilik saymamaya alışın. Kedi size bağlanacak, minnettar olacak da ne çıkacak? Oynamasını seyrediyorsunuz, siz de onunla oynayıp eğleniyorsunuz; okşuyorsunuz, yumuşacık tüyleri elinize zevk veriyor. daha ne istersiniz? Bir de kediden ille bir fayda mı gelecek?(sf28)

* Bedende duyulan ıstırap insanı küçültüyor, hiçten şeylere aldırış ettirecek, yalnız kendini, hayasızca yalnız kendini düşündürecek kadar küçültüyor. Gönlümüze en büyük hazları veren ümitleri, sevgileri unutturduğu, bizi bütün insanlara düşman ettiği saatler oluyor. Herkese, ıstırabımızı dindirmek ellerindeymiş de mahsus dindirmiyorlarmış gibi, hatta ıstırabımıza onlar sebep olmuş gibi baktırıyor.(sf31-32)

Günlerin Getirdiği – Sözden Söze / Nurullah Ataç